1. Ana Sayfa
  2. Teknoloji

Kök Hücre İle Oluşturulmuş Robot -İnsanlığa Tehdit Değil!

Kök Hücre İle Oluşturulmuş Robot -İnsanlığa Tehdit Değil!
+ - 0

Massachusetts Tufts Üniversitesi Allen Keşif Merkezi bilim insanlarınca , canlı hücrelerden yapılmış robot üretmeyi başardı. Afrika pençeli kurbağalarından alınan kök hücrelerini kullandılar. Bir milimetreden daha küçük boyutta olan bu robotlar, kullanılan kök hücrenin kasılıp gevşemesi ile mini motor görevi görerek, kendi kendine hareket ettirdi. Canlı kalabilmeleri için suya bırakıldı. Cımbız ve yakıcı aletler kullanılarak tasarlandı. Tepkimelerde bazıları düz çizgide, bazıları dairesel hareketler sergiledi. Bazıları kümeler oluşturdu.

Konu ile ilgili yapılan bazı açıklamalarda, geliştirilen robotların, yaşayan programlanabilen yeni bir yaşam formu olduğu bildirilmekte. Ksenobot ismi verilen bu formlar, çevre kirliliğinin araştırılmasında, mikro plastiklerin okyanuslardan arındırılmasında, zehirli ortam araştırmalarında kullanılacak. Vücuda enjeksiyonu ile, bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği, diğer dokulara zarar vermeden tedavinin yapılabileceği belirtilmekte. Yapımında canlı dokulardan faydalanıldığı için, çevresel atık oluşturmayacak.

Kurbağa derisi ve kardiyak hücreleri kullanılarak geliştirilen formlar, yapay zeka kontrolünde üretilecek. Kullanılacak hücrelerin yapılarına göre, ömürlerinin kısa veya ölümsüz olabilecekler. Geliştirilen Ksenobotlar kasılıp gevşeme hareketleri yapabilmekte, normal canlılar gibi ölmekte. Geliştirilen formlardan işlevsel olanları, kendi ayakları ile istenilen yere gidebilmekte, kesesinde istenilen şeyleri bir yerden, başka bir yere taşıyabilmekte. Yaşlanma özellikleri gösteren formlar bir hafta, on gün yaşayabiliyor. Şimdilik bin kadar beden ve kalp hücresi bulunduran formlar, hücrelerinin uyumlu çalışması, istenilenleri yerine getirmesi için süper bilgisayarlar kullanılmakta.

Geliştirilen formlar, tıp dünyası ve diğer bilimsel araştırmalara fayda sağlayacak gibi görülüyor. Ancak bazı akademik çevreler, kötü emeller için üretilebileceğinden endişe etmekte. Gelişen, yaşayan bu organizmaların hangi amaçla robota çevrileceği, ahlaki boyutları ile tartışmalara konu olmakta.

Şimdilik bir milimetre boyutlarında olan bu formların, istenilen organizma seviyesine gelmesi için, en az 100 nesil gerekmekte. Programda kullanılan süper bilgisayarların, herkesin erişebileceği düzeye gelmesi durumunda, üç boyutlu bio yazıcılar ile bunun yapıbilecek olması, endişeleri daha artırmakta.

Yeni robot organizmaların, memelilere ait kök hücrelerden yapılabilmesi olanaklı görülüyor. Havada, suda, karada yaşayabilen yeni formlar, yeni umutları, yeni endişeleri beraberinde getireceği muhakkak. Bazı akademik çevreler ortaya çıkan formların evrimleşemediği için tehdit oluşturmaya görüşünü ortaya atmaktadır.

Kök Hücre Nedir?

Kök Hücre İle Oluşturulmuş Robot

Canlılar organ ve dokulardan oluşmuştur. Dokular hücrelerden oluşur. Hücreler yapısı itibari ile bazıları kendilerini yenileyemez ve ölürler. Kas ve sinir sisteminde bulunan hücreler çoğalamazlar. Bazı hücreler kendilerini yenileme, hatta çoğalma eğilimi gösterirler. Bu hücrelere kök hücre denir. Kök hücreler işlevsel, hormonal, sinirsel ve oksijen taşıma görevlerini yapamazlar. Bu görevleri yerine getirmesi gereken, hücrelerin oluşmasını sağlarlar. Kök hücrelerin, diğer hücrelere dönüşebilme özelliği vardır. Bu sayede diğer hücrelerin gelişmesine katkı sağlarlar. Yeni doğan bir çocukta 1/10, 65 yaşında bir insanda 1/1000.000 oranında kök hücre bulunur. Bu nedenle ileri yaşlarda hasar gören doku ve organlar onarılamaz veya geç onarılır. Kök hücreler özellikleri sayesinde, dokuların yenilenmesinde, bazı hastalıkların tedavisinde tıpta kullanılmaktadır.

Yapay Zekâ Nedir?

Yapay Zekâ

İnsan ve hayvanların doğal zekalarını taklit eden yöntemler yapay zekâ sistemlerini oluşturur. Bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki robotların anlama, keşfetme, deneyimleme, öğrenme gibi sistemlerle donatılmış gelişmiş türüdür. Yapay zeka tarihte ilk defa, 1950 yılında Alan Turing tarafından, makinaların da düşünebileceği tezi ile ortaya atılmıştır. 1956 yılında John McCathy ilk defa yapay zekâ terimini kullanmıştır. Kullanıldığı bazı alanlar;

  • Sesli asistan
  • Navigasyon
  • Sağlık alanı
  • Savunma Sanayi
  • Sanayi
  • Siber güvenlik
  • Dijital çeviri

Yapay zekâ verileri kullanarak, insanların yapabileceği işleri daha hızlı yapabilmektedir. Bu sayede insan kaynaklı hatalar ortandan kaldırılmakta, daha hızlı sonuca ulaşılabilmektedir. Öğrenirken verilere ihtiyaç duyar, veriler işlenirken algoritma kullanılır. Verileri fonksiyonel olarak işlerken, nötron katmanlı sinir ağları kullanır. Bu sayede derin öğrenme yeteneği gelişir.

Yazar Hakkında

Yorum Yap