İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Cadı Avı ve Engizisyon Mahkemeleri

Cadı Avı ve Engizisyon Mahkemeleri

featured

Her zaman tarih kitaplarında karşılaştığımız, özellikle Avrupa’yı bir dönem karıştıran cadı iddiaları pek çok masum kadının cadı avı adı altında katliyle ile sonuçlanmıştır. Cadı avının başlangıç noktası olarak Mısır’dan Çıkış 22. bölüm 18. ayet “Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin.” Ayeti gösterilmektedir.

Cadılık

Kelime anlamı büyücü, kötü, şeytan gibi anlamlar gelen cadılık; pek çok dini kitaplar ve mitolojik hikayelerde yer almaktadır. Daha çok kötü amaçlara hizmet eden, doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, süpürge ile uçtukları sanılan kişilerdir. Cadılar büyücülük ile yakından ilgilenmekte aynı zamanda doğa ile psişik güçler yardımıyla iletişimde oldukları bilinir. Paganizm kısaca doğaya tapınma dini ile yakın bağlantıları vardır.

Modern anlamda bahsettiğimiz cadılar paganlık dininin kurucusu oldukları söylenir. Mistizm ile ilgilenen insanlar cadıları “onlar kötü kişilerdir. Doğaüstü güçleri kullanarak insanların hayatını mahvedebilirler. Olayların akışını değiştirebilirler. Amaçları zengin olmak ve bu yolda herkese kötü davranmaktır. Onlara kötü davranan kişilere hastalıklar, belalar hatta ölüm bile getirebilirler.

Kadın toplulukları halinde yaşarlar, liderlerine ise Kara Kraliçe adını verirler” şeklinde ifade ederler. Cadıların ortaya çıkışı İncil’in inişi ile birlikte olduğu tahmin edilir, ancak çok daha öncesine gittiği de düşünülür. İslam dininde doğrudan cadı tabiri kullanılmasa da büyünün varlığına dair ayetler bulunmakta ve büyü yapan insanlar lanetlenmektedir.

İlk cadıların iyilik yapmak için ve ruh çağırmak için büyü yaptıkları bilinir. İlk kez cadı adı İncil’de geçmektedir ve Samuel (harun peygamberin soyundan gelen bir peygamber) ruhunu çağıran kişi olarak tasvir edilir.

Anadolu’da Cadılık

Pek çok kültür ve dini inançta olduğu gibi Türk mitolojisinde de cadılara rastlanır. Bazı tarihçiler cadıları ‘Al karısı’ olarak tasvir etseler de bu yanlış bir terim olabilir. Çünkü Türk tarihinde pek çok farklı ve gün yüzüne çıkmamış bilgiler vardır. Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya geçişinden itibaren bu mitler daha sağlıklı şekillerde saklanmıştı. Yine de Osmanlı döneminden itibaren halk söylentileri eşliğinde hikayeler mevcut olsa bile hala resmi bir kaynak yoktu.

Daha çok gulyabani, nazar, büyü gibi illegal işler kayıtlara geçiyordu. Zaten Avrupa’yı bu denli kasıp kavuran cadılık dönemi Osmanlı’da esamesi okunmamıştı denebilir. Sebebi ise İslam dininde kesin bir dille yasaklanmış olup kafirlik olarak tasvir edilmesiydi. Böylece cadılık ve benzeri kavramlar sadece efsaneler ve kulaktan dolma hikayeler ile sınırlı kalmıştı.

Avrupa’da Cadılık: Haşeratı Yok Etmek

Oldukça Kilise’ye bağlı yaşayan Avrupa halkı, 1517 Reform sonrasında Kilise’nin bölünmesiyle, insanlar pagan köklerinden gelen inançlarına geri dönmeye başlamıştı. Paganların kutsal saydığı cadıların -ki aslında onlar şifacılardı- düşman olarak görülmesi ve kadınlarla ilişkilendirilmesi tam da bu döneme dayandırılıyor. Bu dönem ayrıca kadın düşmanlığının en yüksek ivmesini kazandığı dönem olarak anılıyor ve kadınlar için “haşaratı yok etmek” gibi tabirler kullanıldığı kaynaklarda yer alıyor.

Cadılık ile suçlanan kadınların mal varlığının 2/3’sinin feodal hükümdara, geri kalan 1/3’inin ise sorgulayan hâkim, cellât ve ihbar eden kişiler arasında pay edilmiş, bu sayede belirli bir kesim daha da zenginleşmişti.

Belirli bir süre sonra Cadı Avının tek hedefi kadınlar değil, erkekler ve çocuklar da oldu.

Cadı Avını Tetikleyen Ayetler

Yar.6:2

“İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.”

Çık.22: 18

“Büyücü kadını yaşatmayacaksınız.”

 Lev.20: 6

“‘Kim cincilere, ruh çağıranlara danışır, bana ihanet ederse, ona öfkeyle bakacak, halkımın arasından atacağım.”

Yar.6:4

“İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı.”

Yar.6:1

“Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.”

Su Testine Tabii Tutulan Bir Kadın

Engizisyon Mahkemeleri ve Cadı Avı

Avrupa tarihin en karanlık devri engizisyon mahkemeleriydi. Öyle ki pek çok bilge kadın cadılık suçlaması ile, birçok bilim insanı da Kilise’ye ters düştükleri gerekçesiyle idam edilmişti. Katolik kilisesinin kesin bir emirle yakalama kararı çıkarttığı kadınlar genelde köylerinde şifa dağıtarak, bir nevi doktorluk işlevi yaparak hayatlarını idame ettiriyordu.

Bir komşunun iftirası, biriyle tartıştıktan sonra o kişinin başına bir felaket gelmesi, şeytanın içinden kaçmak için çabalaması yani ayinde esnemek, çirkin olmak ya da erken menopoza girmek… Cadı olmak için geçerli bir sebepti. Bu dönemlerde bu belirtilerden birini gösteren yahut kızıl saçlı, çilli, sivri şapka takan, siyah giyinen ve de şifalı otlarla ilgilenen kadınların tümü yakılarak idam edilmişti.

Hatta bu idamlar öyle kutsanmıştır ki, kilise idamlarda kullanılan işkence aletlerini ritüeller ile kutsamaya başlamıştı.

Sadece idam da değil, bekaret kontrolü için yapılan tecavüzlerden vücudun zorla tıraş edilerek kanatılmasına kadar birçok sorgu yöntemi kullanılıyordu. Tuhaf yöntemlerden biri ise büyülendiğine inanılan kişinin idrarıyla ekmek yapılarak köpeğe yedirilmesini öngören cadı pastası yöntemiydi. Eğer köpek tuhaf davranışlar sergilerse kişinin cadı tarafından büyülendiğine karar veriliyordu.

Salem Cadı Mahkemeleri

Salem köyünde yaşayan 9 yaşındaki Betty Parris ile 11 yaşındaki Abigail Williams nedeni bilinmeyen bir rahatsızlıktan ötürü tuhaf davranışlar sergilemeye başlamış, bu da yöre halkının bu kızlara büyü yapıldığına dair konuşmaya başlamasına neden olmuştu. Kısa sürede yörede beş kızda daha aynı belirtiler görülünce Salem‘de cadı avı başladı.

Bugün bilim insanları kızların sara nöbeti geçiriyor olabileceğinden, çavdar mantarı denen bir rahatsızlığa yakalanmış olabileceğine kadar birçok teori ortaya sürmektedir.

Yakılan Cadılar

İşte cezaya çarptırılan bazı isimler ve hikayeleri:

1410 – 12 Ekim 1435

Agnes Bernauer

Kayınpederi Ernest’in cadılık suçlamaları üzerine büyücülükten mahkum edildi ve Tuna Nehri’nde boğdurtuldu.

1412 – 1431

Jeanne d’Arc:

Takma adı Orleans Bakiresi olan Jeanne D’Arc çiftçi bir ailenin kızı olarak Fransa’da dünyaya gelmiştir.  Günümüzde Jeanne d’Arc nasıl öldü?  Jeanne d’Arc kimdir? gibi sorularla aratılan en ünlü yakılmış cadıdır.  Yüz Yıl Savaşı boyunca İngiltere’ye karşı ülkesini savunan, orduların başına geçtiğine inanılan bu genç kadın, Beauvais piskoposu Pierre Cauchon tarafından cadılıkla suçlanarak öldürülmesinden 400 yıl sonra Kilise tarafından Azize ilan edilmiştir.

Temsili / 1643-1650

Martha Carrier:

Salemli Kızlar olarak bilinen bir grup genç kadın tarafından büyücülükle suçlanarak 28 Mayıs 1692 yılında tutuklanmıştır. Mahkeme sırasında Salemli Kızlar’a cevaben “Bunların ne dediğini umursamak sizin adınıza yanlış ve çok utanç verici. Bunlar akıllarını kaybetmiş!” diyerek kendini savunmuştur. Asılarak infaz edilmesinin ardından hükümet kocasından özür dileyerek bir miktar tazminat ödemiştir.

Catherine Monvoisin

Falcı, kürtaj yapan bir ebe olduğu, simya ve bilim ile ilgilendiği bilinmektedir. 17 Şubat 1680 yılında cadılık yaptığı gerekçesiyle yakılarak infaz edilmiştir. Resmi kayıtlarda merhamet dileyecek kadar işkence gördüğü yazmaktadır.

Hypatia:

Cadı avından çok daha önce, Hristiyanlıktaki ayetler gösterilerek cadılıkla suçlanmış ve linç edilerek öldürülmüş önemli bir bilim insanıdır. Eğer Hypatia’nın hayatının anlatıldığı Agora filminin de içerisinde olduğu film listemizi merak ederseniz Tıklayın

Cadı Avı Müzesi

1480-1750 yıllarında süren bu korkunç dönem, Havva’nın Adem’e yasaklı elmayı yedirmesi gerekçesiyle çoğunluğu kadın olan bir güruhun ölümüyle sonuçlandı.

Tüm bu cadı hikayelerinin ana merkezi olan Kuzey Avrupa bölgesinde geçmişte yaşanılan karanlık olaylar Danimarka’nın Ribe adlı bölgesinde yer alan “Hex!” Adlı müzede sergileniyor. O dönemde büyü gerekçesi ile idam edilen cadıların eşyalarını ve okült inanca ait bir takım belgeleri sergilenmektedir. Ayrıca bazı cadıların simya ile ilgili çalışmaları da burada halka açılmıştır.

Günümüzde Cadılar

Geçmiş yıllar kadar günümüzde de cadılık artık konuşulan bir konu haline geldi. Bazı insanların sosyal medya üzerinden cadı olduklarını iddia etmeleri ve özel güçlerinin olduğunu söyleyerek, hatta göstererek kanıtlamaya çalışmaları son dönemde popüler olmaya başladı. Fakat eskiye nazaran günümüzde Tarot falı, kehanet, doğal taşlar ile tedavi, şifacılık ve ruh çağırma gibi işler yapan cadılar kendi hallerinde bir hayat sürdürmektedirler.

Günümüzde cadı olduklarını söyleyen insanlar ve kültleri hakkındaki yazımıza aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

 

Yorum Yap

Yorum Yap